Türkiye Cumhuriyeti

Türkiye Cumhuriyeti Roma Büyükelçiliği

Konuşma Metinleri

Günümüz Dünyasında Türkiye'nin Rolü ve Önemi (Ara Pacis), 15.02.2012

Değerli misafirler,

1. İpek Yolu Bienali’ne Türkiye’nin katkısı olan “Son Karavan” adlı sergi vesilesiyle düzenlediğimiz “Günümüz Dünyasında Türk Dış Politikası” konulu konferansa hoş geldiniz.

Bugün burada, Ara Pacis’te, yani Görkemli Barışın Sunağı’nın gölgesinde Türk Dış Politikası’nı konuşuyor olmak bana büyük haz veriyor.

Sözlerime başlamadan evvel, serginin ve bu konferansın tertiplenmesinde emeği geçen kurum ve kuruluşlara içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

İtalyan tarafında Dışişleri ve Kültür Bakanlıkları, Roma Belediyesi, Roma Ticaret Odası ve Zetema; Türk tarafında ise Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı hiçbir desteği esirgemedi.

Fotoğraf sanatçımız Arif Aşçı’nın tarihi İpek Yolu üzerinde 10 deveyle gerçekleştirdiği meşakkatli seyahat, hem fotoğrafçılık sanatına eşsiz eserler kazandırdı, hem de bu sergiye vesile oldu. Ona hep beraber şükran borçluyuz.

Son olarak, bu etkinliklerin tertiplenmesinde büyük emek harcayan Büyükelçiliğim mensuplarına da naçizane teşekkürlerimi sunmama izin veriniz.

Değerli misafirler;

Türk Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof. Dr. Bülent Aras son anda meydana gelen ve ortadan kaldıramayacağız bir engel nedeniyle bugün aramıza katılamadı. Onun yerine bugün burada Başkan Yardımcısı Dr. Mesut Özcan bulunmakta.

Misafirimiz size doyurucu bilgiler sunacak. Bu nedenle ben sözü uzatmayacağım.

Dikkatinizi sadece şu konular manzumesine çekmek istiyorum:

- başta Avrupa’yı derinden etkileyen küresel ekonomik kriz
- Suriye’deki devlet destekli şiddet olayları
- Küçük bir Orta Doğu olan Irak’ın geleceği
- İran’ın nükleer programı
- Halk hareketleri sonrası Arap coğrafyası ve Akdeniz
- Balkanlar’da istikrar tesisi çabaları
- Kafkasya’nın dondurulmuş, ancak, her an patlamaya hazır sorunları
- Afrika ve özellikle kıtlığın pençesindeki Somali
- Akdeniz havzasında barış ve güvenlik
- Enerji güvenliği

Bu listenin daha da uzatılması mümkündür.

Hiç mübalağa etmeden söyleyebiliriz ki bugün uluslararası ilişkilerin temel gündem maddeleri olan bu konuların hepsi, Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmektedir.

Mamafih Türkiye karşısındaki zorlu sınamalardan artık sadece etkilenen bir ülke değildir. Özellikle son 10 yılda Türkiye’nin gelişmeleri belirleme imkanı sınırlı ve ancak bunlara göre siyaset üreten bir konumdan çıkarak, inisiyatif kullanan, sorumluluk alan ve gelişmelere yön veren bir merkezi aktör haline geldiğini görüyoruz.

Türkiye’yi böylesine riskli konularda öne çıkaran unsur nedir diye sorarsanız; cevap olarak kimliğimize duyduğumuz güven ve muhataplarımızda uyandırdığımız güvenilirlik duygusunu veririm.

- Avrupa Birliği’ne aday,
- NATO’nun 60 yıllık üyesi,
- AGİT ve Avrupa Konseyi’nin kurucusu,
- Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu’ndan tarihteki en yüksek oyla seçilmiş,
- yabancı düşmanlığı ve ırkçılığa karşı Medeniyetler İttifakı gibi önemli uluslararası girişimleri başlatmış,
- Somali’de, Afganistan’da, Pakistan’da ve Endonezya’da görüldüğü üzere, nerede bir insani kriz olursa, evinde kendi çocuğuna veremediği parayı, gerekirse bileğindeki saati de satarak ihtiyaç sahibi bir yabancıya hibe edebilecek kadirşinas bir halka sahip,
- insan hakları alanındaki bütün temel uluslar arası anlaşmalara taraf olmuş,
- ekonomide göstermekte olduğu başarı ile G-20 gibi küresel ekonomik sorunlara çözüm çabalarında öne çıkmış,
- Kuzey-Güney ve Doğu-Batı eksenindeki enerji yollarının kesiştiği noktada konumlanmış,
- demokrasinin beşiği olan bazı Avrupa ülkelerinde ifade özgürlüğü kısıtlanırken, terörizmden muzdarip olmasına rağmen demokrasiden ödün vermeyen, güvenlik-özgürlük dengesini her zaman özgürlükten yana tavır koyan
ve
- farklı inançların barış içinde bir arada yaşamasının sigortası olan laik devlet yapısına sahip

bir devlet olan Türkiye’den beklenen de esasen böylesi bir küresel sorumluluktur.

Tarihsel mirasımız ve uluslar arası sorumluluklarımızdan neşet eden bu duruşumuzu bundan sonra da muhafaza edeceğiz.

Değerli misafirler,

Ben sözlerimi burada noktalamak istiyorum. Bu vesileyle, etkinliğe katkı sağlayan kurum ve kuruluşlara bir kez daha teşekkür ediyorum.

Sözlerimin başında bugün Pax Augusta’nın mabedi Ara Pacis’te bulunmanın öneminden bahsetmiştim.

İki kadim medeniyetin mirasçıları olan Türkler ve İtalyanların işbirliği ve dayanışması, Akdeniz’de barışın ve istikrarın tesisi için elzemdir.

Ne mutlu ki bugün iki devlet, iki halk bu vizyon etrafında güçlü bir ittifaka sahiptir. Görevimiz, bu ittifakı daha da güçlendirmektir.

Şimdi sözü İtalya’nın eski Ankara Büyükelçisi, değerli dostumuz, Sayın Carlo Marsili’ye bırakıyorum.